Yak İngilizce Hangi Hayvan? – Bir Anın Ardında Kalan Duygular
Hayatta bazen kelimeler anlamını yitirir. Öyle zamanlar gelir ki, hiçbir sözcük tam olarak hissettiklerini anlatmaya yetmez. Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, tam da bu anı yaşadım. Günlerden bir gün, her şeyin rutin gibi görünen ama derinlerde bambaşka duygular barındıran bir günüydü. Yine de bir şey beni hep zorlar: Herkes gibi mi oluyorum yoksa sadece ben mi bu kadar başka bir şey hissediyorum? İşte tam o an, “yak ingilizce hangi hayvan?” sorusu kafamı kurcaladı.
Bir Anın İçindeki Kayıp
Başlıktaki sorunun anlamını çözmek, belki de her şeyin anlamını çözmekti. Yak kelimesi, ne olduğunu bilmediğiniz bir şey gibi kalır kafanızda, ama belki de en derin anlamları buradadır.
O gün ne yapıyordum? Kayseri’nin en sevdiğim kafesinde, pencere kenarına oturmuş, koca bir çayı içerken, “yak ingilizce hangi hayvan?” sorusunu düşünüyordum. Yanımda, sevgilimle günlerce planladığımız bir gezi vardı ama bir türlü gitmeye cesaret edememiştik. Belki de ben daha hazır değildim, belki de hayatımda ne zaman bir şeylere karar vermek gerekti, hep biraz geri çekildim. O an, geçmişin ağırlığı ve geleceğe dair bilinmeyen korkular, kafamda sürekli yankılanıyordu.
O an, bir kedinin pencereme gelip dışarıyı seyretmesini izlerken, kelimelerin güçsüz kaldığını hissettim. “Yak” dediğimde, bir şeyi elinde tutmak istemekti aslında, ama neyi? Sevgilimle yaşadığım o küçük tartışmaların ardından, kelimelerim hiçbir yere gitmiyordu. Sadece içimde bir boşluk.
O anda, içimdeki hislerin en güzel tanımını yapan bir kelime buldum. Kendimi ifade edemedikçe, bir hayvanın o kadar özgür ve bağımsız olabileceğini düşündüm. “İngilizce hangi hayvan?” sorusu da işte buradan doğdu. İnsanlar bazen diğer canlılardan çok daha karmaşık duygulara sahip gibi hissediyorlar ama belki de bu, tam tersi… Belki hayvanlar, ne hissettiklerini tam olarak gösteriyorlar ve biz insanlar, sürekli olarak doğru kelimeleri bulamıyoruz.
Geriye Dönüp Bakmak
Biraz durup eski zamanlara, çocukluğumun geçtiği mahalleye döndüm. Bir zamanlar en iyi arkadaşım olan köpeğimi hatırladım. Adı “Beyaz”dı. O, benden farklıydı, ama aslında o kadar benzerdi ki. Yalnızca bir hayvan olarak değil, duygularıma en çok dokunan varlık olarak aklımda kaldı. Beyaz, bazen bir bakışıyla bile bana tüm duygularımı aktarırdı.
Bir gün, Beyaz’la yolda yürürken, bir yabancı kadının bizi görüp sorduğu soruyu hatırlıyorum: “O İngilizce bir hayvan mı?” Kadın şaşkındı, çünkü Beyaz’ın tavrı ve bakışları bir insanı aratmayacak kadar derin ve anlamlıydı. “Yak İngilizce hangi hayvan?” sorusunun cevabını belki de sadece o kadın sorabilirdi. Ama o da anlamamıştı. Çünkü bazı şeyler, kelimelerle anlatılamaz, sadece hissedilir.
Bir Yükten Kurtulmak ve Yeni Bir Başlangıç
Bugün, Kayseri’nin sıcak havasında, gölgede bir soluklanma molası verirken, o eski hisler geldi. Bir hayvan gibi özgür olma isteği, hatta bir kedinin yapmadığı şeyi yapma arzusu, o kadar farklıydı ki. İnsanlar duygusal olarak yalnız kalmaktan korkar, ama ben daha çok kalabalıklardan uzak kalmayı tercih ettim. Sonunda anladım ki, duygularımı saklamak yerine dışa vurduğumda daha özgür oluyorum.
Sevgilimle hala o gezintiyi yapmadık. Ama o gezinti bir umutla bekliyor, bir gün. Belki de o gezintiyi gerçekleştirdiğimizde, o zamanki “yak” kelimesinin anlamını daha iyi keşfedeceğiz.
Bir de, başkalarına rağmen mutlu olmak… Bazen bu, “yak ingilizce hangi hayvan?” sorusunun cevabı olabilir. Hayatın anlamını, sevdiğiniz şeyleri yapmakta bulmak. Belki bir köpeğin veya bir kedinin bakışında gördüğünüz samimiyet, hayatın en güzel cevabıdır.
Bir Felsefi Anlam
Hayvanlar, her zaman bana insanlar gibi düşünmeyen, özgür ruhlu varlıklar gibi gelmiştir. “Yak ingilizce hangi hayvan?” sorusunun ardında da, belki bir filozofun anlatmak isteyeceği bir anlam vardır: Belki de hayatın en değerli anları, kelimelerle değil, gözlemlerle ve hayal gücümüzle şekillenir.
Kelime anlamları değişir. Ne demek istediğinizi doğru anlatmak bazen imkansız olur. Ama bir anı paylaşırken, yaşadığınız duygularla ne anlatmak istediğinizin aslında çok bir önemi yoktur. Önemli olan, bir insanın veya bir hayvanın hissettiği özgürlüğü, size anlatma şeklidir.
Sonuç Olarak
“Yak ingilizce hangi hayvan?” sorusunun cevabını bulamadım belki, ama bir şeyin farkına vardım: Hayat, kelimelerle anlatılamaz, ama yaşadığınız her an, her duyguyu hissederek geçirebilirsiniz. Bazen, bir hayvanın bakışındaki anlamı, insanlardan daha çok anlayabilirsiniz. Beyaz’ın bana gösterdiği gibi, bir bakışla bile anlatılabilecek duygular var. Ve belki de duygularımı ifade edemediğim her anın cevabı, o kedinin bakışındaki anlamda saklıydı.
Yak, belki de o kadar da uzakta değildir.