Kayseri’nin Soğuk Sabahlarında Başlayan Bir Hikâye
Değerli Cogu takipçileri, bu yazımızda “Suyu şekere iyi gelir mi” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.
Sabahın ilk ışıkları Kayseri’nin üzerine ağır ağır çökerken, odamın camında ince bir buğu vardı. Soğuk, sanki sadece dışarıda değil içimde de dolaşıyordu. 25 yaşındayım ve bazen bu yaşın bana fazla büyük bir yük gibi geldiğini düşünüyorum. Günlüğüm açık, kalem elimde ama yazacak kelimeleri bulmak her zaman kolay olmuyor.
Annem mutfakta su kaynatıyor. O kaynayan suyun sesi bile bana bir şey anlatıyor gibi geliyor. Son günlerde evde sürekli bir telaş var. Babamın yüzündeki endişe çizgileri daha da belirginleşti. Bir şeyler değişiyor, ama kimse yüksek sesle söylemiyor. Sadece ben hissediyorum.
O sabah ilk defa “Suyu şekere iyi gelir mi?” sorusunu bu kadar ciddi düşündüm.
Bir Bardak Suyun İçindeki Sessizlik
Mutfakta masanın kenarına oturdum. Önümde bir bardak su vardı. Bazen en basit şeyler en karmaşık duyguları taşıyor. O bardak suya bakarken aklımda annemin geceden kalan sözleri yankılandı.
“Şeker yükselmiş olabilir…”
Bu cümleyi duyar duymaz içimde bir şey kırıldı. Kırılmanın sesi yoktu ama ağırlığı vardı. Babamı izliyordum. Sessizdi, her zamanki gibi güçlü görünmeye çalışıyordu ama gözleri başka bir şey anlatıyordu.
O an içimden geçen tek soru şuydu: Suyu şekere iyi gelir mi?
Bunu sadece bir bilgi gibi değil, bir umut gibi soruyordum.
İlk Korkunun Sessizliği
İnsan, sevdiği birinin sağlığıyla ilgili bir şey duyunca zamanın nasıl değiştiğini fark ediyor. Dakikalar uzuyor, kelimeler ağırlaşıyor. Babamın eline bakıyordum. O eller yıllarca çalışmış, bizi büyütmüştü. Şimdi ise o ellerde bir yorgunluk vardı.
Annem sürekli “bol su içsin” diyordu. Sanki su, her şeyi düzeltebilecek bir anahtar gibiydi. Ama ben içten içe biliyordum ki bu kadar basit değildi.
Yine de o gün, o evde suyun değeri değişti. Sadece bir içecek değil, bir umut gibi görülmeye başlandı.
Hastane Koridorunda Zamanın Ağır Akışı
Bir gün sonra hastaneye gittik. Kayseri’nin soğuk havası dışarıda kalmıştı ama içeri giren herkesin yüzünde aynı soğukluk vardı. Koridorlar uzun, ışıklar fazla beyazdı.
Beklerken telefonuma bakmadım. Çünkü hiçbir bildirim, içimdeki o ağırlığı hafifletmiyordu. Yanımda annem oturuyordu. Ellerini sıkıca kenetlemişti.
Babam içerideydi. Kontroller yapılıyordu.
O an aklıma yine aynı soru geldi: Suyu şekere iyi gelir mi?
Ama bu sefer sorunun içinde korku vardı. Bilmek istiyordum ama bilmekten de korkuyordum.
Doktorun Sakin Sesi
Kapı açıldığında doktorun yüzündeki ifade çok şey anlatıyordu ama kelimeleri seçerek konuşuyordu. Şekerle ilgili dikkat edilmesi gerektiğini, yaşam tarzının değişmesi gerektiğini söyledi.
Ben sadece “su” kelimesine takıldım. Çünkü o an zihnimde su, bir çözüm gibi büyütülmüştü. Ama doktorun cümleleri bana şunu hissettirdi: Su önemliydi ama tek başına yeterli değildi.
Yine de içimde küçük bir umut kırıntısı kaldı.
Umudun Küçük Kırıntısı
O gün eve dönerken arabada sessizlik vardı. Dışarıdaki Kayseri manzarası griydi. İçimde ise karışık bir his dolaşıyordu. Ne tamamen üzgündüm ne de tamamen umutluydum.
Sadece düşünüyordum.
Suyu şekere iyi gelir mi?
Bu soru artık bir merak değil, bir tutunma biçimi olmuştu. Sanki cevabı bulursam her şey biraz daha kontrol edilebilir hale gelecekti.
Evde Değişen Küçük Rutinler
Sonraki günlerde evde her şey yavaş yavaş değişti. Çaylar azaldı, su bardakları arttı. Babam artık daha düzenli su içiyordu. Annem sürekli hatırlatıyordu.
“Su içmeyi unutma.”
Bu cümle evin yeni melodisi olmuştu.
Ben ise her hatırlatmada içimden aynı soruyu geçiriyordum. Suyu şekere iyi gelir mi?
Bazen mutfakta tek başıma kalıyordum. O bardaklara bakarken hayatın ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu düşünüyordum. Bir şeyleri değiştirmek için büyük hareketlere gerek yoktu bazen. Küçük alışkanlıklar bile bir insanın yolunu değiştirebilirdi.
Babamın Sessiz Mücadelesi
Babam bu süreci çok konuşmuyordu. Ama davranışları değişmişti. Sabahları daha erken kalkıyor, yürüyüşe çıkıyordu. Su şişesi artık yanında eksik olmuyordu.
Bir gün birlikte yürürken bana döndü.
“Eskiden bu kadar su içmezdim,” dedi.
Gülümsedi ama gözlerinde hafif bir yorgunluk vardı. O an onunla gurur duydum. Ama aynı zamanda içimde ince bir sızı hissettim. Çünkü insan, sevdiği birinin değişimini izlerken hem sevinir hem de üzülür.
Yine aklımda aynı cümle vardı: Suyu şekere iyi gelir mi?
Günlüklerime Düşen Satırlar
O gün defterime uzun uzun yazdım. Yazarken elim titremedi ama içimde bir ağırlık vardı.
“Bazen en basit şeyler en büyük sorulara dönüşüyor,” diye yazdım.
Su artık sadece su değildi. Şeker ise sadece bir hastalık adı değildi. İkisi birlikte hayatın kırılgan dengesini temsil ediyordu.
Kayseri’nin soğuk gecesinde odamın penceresinden dışarı bakarken, sokak lambalarının altında yürüyen insanları izledim. Herkes bir şeylerin içinde yaşıyordu. Kimse tamamen rahat değildi.
Küçük Umutların Büyümesi
Zaman geçtikçe evdeki düzen oturdu. Su içmek bir alışkanlıktan öte, bir dikkat haline geldi. Babam daha iyi hissediyordu. Tam anlamıyla her şey çözülmemişti ama bir denge kurulmuştu.
Ben de içimdeki sorunun tonunun değiştiğini fark ettim.
Suyu şekere iyi gelir mi?
Bu soru artık korkuyla değil, öğrenme isteğiyle geliyordu aklıma. Çünkü bazı şeylerin tek başına mucize olmadığını, ama sürecin bir parçası olabileceğini anlamaya başlamıştım.
Kayseri’nin Sessiz Öğrettikleri
Kayseri’de büyümek bana hep sabrı öğretti. İnsanlar burada duygularını yüksek sesle yaşamaz. Ama her evin içinde kendi hikâyesi vardır.
Bizim hikâyemiz de suyla başladı. Basit bir bardak suyla. Ama o suyun içinde korku, umut, değişim ve biraz da iyileşme vardı.
Babamın sağlığıyla ilgili her küçük ilerleme bana hayatın kırılgan ama aynı zamanda dayanıklı olduğunu gösterdi.
İçimde Kalan Son Düşünce
Bazen gece uyumadan önce o ilk günü düşünüyorum. Mutfağa girip o bardağa baktığım anı. O soruyu ilk kez sorduğum anı.
Suyu şekere iyi gelir mi?
Belki tek başına bir cevap yok. Ama hayatın içinde su gibi basit şeylerin bile insanı yeniden ayağa kaldırabileceğini öğrendim. Ve bazen en büyük değişimler, en sessiz anlarda başlıyor.
Sitemizden Önerilen: Öz Türkçede Aile ne anlama gelir ?